Recent Updates RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • Cemil Alpay Sünnetci 1:56 pm on 3 January 2010 Permalink | Reply
    Tags: aşk, aşka kalmak, inanç   

    Aşka Kalmak 

    Ben aşık oldum, sevdim. Ne bileyim, tarif edemedim, tutuldum, aşka kaldım. Sevdi sandım, öyle söyledi, inandım. Kapıldım, düşündüm, kurdum. Öyle saplanıp durdum.

    Sonra boşver, yok öyle birşey, bir zamanlar öyle sandım dedi. Yıktı geçti. İnanmadım tabi, nasıl inanırsın ki? Dünyaların güzeli, dünyaların iyisi. En becerikli, en seksisi…

    Beklemeye devam ettim, dönecek dedim.

    Bir gece döndü sandım, seviyormuş yine beni. Sevindim. Öptüm, sardım, sarmaladım. Eksiğim tamamlanmış, dünyanın en güçlüsü ben sandım. O da sevdi, başka bi dünyadayım senle dedi. İnandım.

    Bir gün geçti yine yanılmış kendi. Yapma dedi, ne olur yapma! Tutma elimi. Ben tuttukça suçlu hissedecek kendini. Korkacak, yanacak çünkü aşk cehennemimde! Oysa o yüksek geceler sonrası cennetinde. Batar, rahat yatağı yok, tahta bir döşek, o da kül olacak, zaman asgari.

    Ne horoz ötsün, ne baykuş görsün. Seveceksek birbirimizi tenha olsun. Yalnız ikimiz ama sade bende kalsın.

    Görüyor musunuz engesizliği? Eskiler aşk, yeniler aptallık diyor. Dönüşen nesilde saflık kalıyor.

    Birde arkasına sığınıyor kaza yapmışların, korkarım diyor, uçarken yüksekten, sesleniyor içi boş sevgisinden, 70lerin parçalarından, aşkın notalarından.

    Tıka be kulaklarını artık, görme, konuşma, hisettme. Boşver de, inanmıyorum de! Yalancıysan gelme, korkuyorsan gelme, bilmiyorsan söyle! Tekrar değil, galadır bu gösterim. Kandırma, ne kendini ne beni. İnanıyorsan doğru söyle.

    Ne benim cehennemim ne senin cennetin var gerçek dünyada. Bize biçilen beyazlar ve ardından hak ettiklerimiz, yaptıklarımız, ahlarımız, vahlarımız.

    İnanıyorsan hissettiğini söyle!

    Ne beni kandır, ne benliğini!

     
    • Mert Boranza 12:24 am on 10 Ocak 2010 Permalink

      ya severek ayrılanlar napsın, dayanmaya çalışıyorum bu badireler de geçer inşAllah

  • Cemil Alpay Sünnetci 5:48 am on 3 August 2009 Permalink | Reply  

    Davidoff Çiğköfte Cafe 

    Capacity AVM’nin imar kararından inşaat haline herşeyi bi tartışma yaratmıştı. Şimdi ise belkide alışveriş merkezinin en göz önündeki yeri zeminin büyük bir bölümünü kaplayan Davidoff Bistro ile ilgili.

    Davidoff açıldığı günden beri caz müziği çalan, içerisinde tango yapılan, Zerrin Özer’in filan çıkıp birşeyler söylediği, dünya mutfağından farklı lezzetler sunan, gidip güzel şaraplar içebileceğiniz bir mekandı! :) Şimdilerde ise (çevre dükkanlardan öğrendiğimiz kadarıyla 19 Temmuz sigara yasağından bu yana) çay, kahve, çiğköfte-ayran, tost vb. yiyecek ve içecekler satan, durumuna göre İbrahim Tatlıses, durumuna göreyse (ki ben bu ikinci durumu tercih ediyorum :) Mehter Marşları çalan bir mekan.

    IMG_0447Şimdi ne var bunda diyebilirsiniz. Bunda var olan şey şu; mekan hala eski mekan. Tüm Davidoff konsepti aynen korunuyor. Bu konseptin üzerine sarı renkte afişler ve bir miktar Türk bayrağı eklenmiş.

    Afişte oldukça rekabetçi fiyatları olan menü yazılı. İddia ediyorum ki bu fiyatlara bu yiyecek içecekleri bıraktım Davidoff konseptini, çayır çimen konseptinde bile tüketemezsiniz. Hemen size bir kaç örnek vereyim;

    Çay, ayran, oralet, soda 1 TL.
    Nescafe ve Türk Kahvesi 2 TL.
    Tek malzemeli tost 1.5, karışık tost 2 TL.
    Çiğ köfte+ ayran 4 TL.

     

    Fiyatları Dibe İndirdik!

    Bu değişikliğin sebebini öğrenmeye çalıştık. Davidoff çalışanları ısrarla daha önceki haliyle çok müşterilerinin olmadığını ve karsız bir işletme olduğunu, yeni haliyle daha çok insana ulaştıklarını söylüyor. “Patron bir de böyle denemek istedi” diyorlar. Fiyatlar konusunda ise sadece “dibe indirdik” demekle yetiniyorlar.

    Komşu dükkanlardaki çalışanlara göre ise durum şöyle; 19 Temmuzda başlayan sigara yasağı ile zaten yaz mevsiminde müşterisi tatile çıkan Davidoff iyice müşterisiz kalır (aslında bu azalma AVM içlerindeki tüm yeme içme yerlerinde gözle bakmayı gerektirmeyecek kadar aşikar bir şekilde hissedebiliniyor). Capacity AVM yönetimiyle görüşüp aylık 55bin TLyi bulan kirasında indirim ister. Ancak AVM yönetimi herhangi bir indirimde bulunmaz ve Davidoff işletmecisi Zafer Öztürk yönetime tavır koyar.

    Aldığı karar doğrultusunda küçük bir operasyonla menüsünü değiştiren Zafer Bey sabah işe gelen çalışanlarını da şaşırtır. Ancak artık Davidoff İtalyan ve Fransız yemekleri yerine klasik büfe türevi fastfood yiyeceklere dönmüştür bile. Ancak bu tepki için yeterli değildir. Daha önceleri çaldığı caz müzikle AVM’nin içerisinde bulundurduğu A sınıfı para harcama grubuna dahil olanlara hoş vakitler geçirten Davidoff yeni müzik türüyle hedef kitlesini değiştirip İbrahim Tatlıses şarkılarına yönelmiştir.

    Davidoff Çiğköfte Cafe:1 – Capacity:0

    AVM’nin her yerinden dikkat çeken Davidoff yeni müzik türüyle AVM’ye girenleri şaşırtıcı müzik tarzıyla karşılamaya devam ediyor ve bu durumdan A ve üstü para harcayan kitleyi hedef alan AVM yönetiminin hiç de hoşnut olduğu söylenemez. 19 Temmuzdan önce AVM’nin konseptini bütünleyen, ona ayrı bir “elit hava” katan Davidoff’un bu karar değişikliğine müdahale edemediğini düşündüğüm AVM yönetimi işletmeciyi tehdit ediyormuş (http://www.nethaber.com/Ekonomi/110467/Bakirkoy-Capacity-Alisveris-Merkezinde-caz-muzik-calan)

    Bu değişklikten marka sahibi Davidoff’un haberi var mı bilmiyorum, ancak Zafer Bey’e bir iki önerim var. Madem halk işine yöneliyorsunuz bence bir Simit Sarayı ile anlaşıp AMV içerisinde bir simit konsepti oturtabilirsiniz. Bunun yanında ligler başlıyor, kesinlikle bir projeksiyon yada büyük ekran TV koyarak maç yayını yapmalısınız. Hatta maç yayınını ücretsiz yapın ve her kattan izlenebilinecek açıya sahip olsun ki inatlaştığınız AVM gelen insanlara dur diyemeyeceğinden sizinle inatlaşmaya bir dur desin.

    Eğer anlaşmalarınızda bir gedik vs. yoksa kısa zamanda zafer sizin olacak gibi gözüküyor Zafer Bey!

    Yeni konseptiniz vatana millete hayırlı olsun!

    Not : Uzaktan görülen bu durumu yerinde tespit için bir video çekelim dedik ve çekerken bir de Türk kahvesi söyledik. Bizimle ilgilenen eleman yabancı kökenli hoş bir bayandı ve oldukça güler yüzlü bir şekilde hem sorularımızı yanıtlamaya çalıştı hem de menüden önerilerde bulundu. Kahvelerinin gerçekten iddialı olduğunu söyledi ve bunun üzerine Türk Kahvesini denedik. Gerçekten gerek lezzeti gerekse sade-orta-şekerli kombinasyonuyla oldukça başarılı.

    Bunun yanında Davidoff’un şu an şöyle güzel bir yanı da var… Biz 2 Türk kahvesi içtik ve gelen hesap toplam 4TL idi. 20TL para verdim ve geriye 2 tane 5TL ve 6tane 1TL geldi. Ve hayatımda ilk kez gelen hesabın yarısı kadar bahşiş bıraktım, hem de Davidoffta! :) Kültür mantarlarımıza duyurulur (:

    Davidoff Çiğ Köfte Cafe from Cemil Alpay Sünnetci on Vimeo.

     
    • Mert Boranza 11:36 am on 18 Aralık 2009 Permalink

      hımm, anlattıklarına göre ve gördüklerime göre güzel bi yere benziyor alpay abi, fiyatlarda çok makul
      çiğköfte diyince aklıma her zaman komagene gelir ama:)
      buraya da bi gidip bakmak lazım, çalan müzikde iyiymiş hani(:

  • Cemil Alpay Sünnetci 11:52 pm on 21 July 2009 Permalink | Reply  

    iPhone’da kokteyl keyfi; Drinkspiration 

    Bekarişi olarak düzenlediğimiz margarita gecesinden sonra Tansel bir iPhone uygulaması gönderdi ve blogumdaki iPhone kategorisinin açılmasına sebep oldu :)

    IMG_0393[1]Drinkspiration vodka diyince akla gelen Absolut’un geliştirttiği bir uygulama. Oldukça iyi denilecek bir kokteyl arşivine sahip olan programın kategorileri gerçekten can alıcı.

    Yazılım kullanacağınız bardak, müzik, Absolut Vodka türüne göre (reklam kokan bölüm ama olsun, adam yiyor ama çalışıyor abi :) ), kullanacağınız içki türüne göre, tadına yada rengine göre, hatta havanın durumuna göre bile size kokteyl önerebiliyor.

    Alkol kullanmayanlar içinde bir kategoriye sahip olan yazılım ile klasik kategorilerin yanında anlık olarak dünyada bu programı kullanıp kokteyl seçenlerinde tercihlerini izleyebiliyor yada toplist ile en çok tercih edilen kokteylleri takip edebiliyorsunuz.

    Program ücretsiz ve 9 MB civarında bir boyuta sahip. Boyutundan ötürü iPhone’unuz bilgisayarınıza bağlıyken indirirseniz hem daha hızlı hem de daha ucuz olacaktır :) (1 Hafta sonra 3G kullanacağız ama hala doğru düzgün tarife açıklayan bir operatör yok, ne iştir bu yaw?)

    Şu sıcak yaz günleri bu güzel kokteyllerle keyifli akşamlar geçirmeniz dileğiyle…

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 12:20 pm on 17 July 2009 Permalink | Reply  

    Do you love me? Do you, Do you? 

    Gün içerisindeki anlık müzik dinleme ihtiyacımı karşılayan fizy.com’un bakıma alındığı bir sırada ana sayfasına koyduğu bir vidyo vardı. Bu sayede tanıtım “Bendaly ailesini” (Bendaly Family olarak geçiyorlar). Kendileri Kuveyt’te müzik yapan bir grupmuş. (http://www.bendaly.com/ adresinde kendileriyle ilgili biraz daha bilgi bulabilirsiniz)

    “do you love me” isimli parçalarını 1978de kaydetmişler. Tarihi ve yeri özellikle belirtiyorum ki şimdiki Kuveyt ve o günkü Kuveyt arasında bi karşılaştırma yapabilin :)

    Herneyse, şimdi işin içerik kısmına gelelim. Şarkı sevgiliye yazılmış ve sevgisini sorgulayan, biraz da umutsuzluk barındıran bir parça. Herhalde şarkı sözlerini yazan kişi yengeç burcu olmalı benim gibi. O da bir şekilde sevildiğini duymak, cevabını almak istiyor.

    Do you love me?
    Do you, do you?
    Do you need me
    Do you, do you?
    Do you want me?
    Do you, do you?

    When I go summer day
    I can Leave Anyway
    It’a a walk to the sky
    It’s so easy when you smile

    Buradan “sevilen” insanlara seslenmek istiyorum.

    İçinizde sizi sevene karşı hissettiğiniz ufak bi sevgi varsa bunu ona söyleyin, dillendirin. O da sizi severken karşılık beklediğinden değil ama arada bi sizin sevginizi içinde büyütürken ihtiyacı olan hormonları desteklemesi için aşınızı damlatın. Seven o damlayla ona dediğiniz her söze, aranızdaki kilometrelere, sesinizi duyamamaya, tüm olumsuzluklara katlanır. Sadece tek bir damla damlatın. Tabi sevenin sizi sevmesini istiyorsanız hala…

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 4:19 am on 30 June 2009 Permalink | Reply  

    Kiler Market Çalışanları ve Başörtüleri 

    Bu akşam birşeyler almak için Avcılar Kiler markete gittik. Normal alışverişimizi yaptık ve kasaya doğru ilerledik. Kasalarda dikkatimi bayan çalışanların başörtüleri çekti. Hepsi “Kiler Market” logoluydu…

    Sorguladığım şey kesinlikle yanlış anlaşılmasın, neden başörtülüler vb. gibi bir soru sormuyorum. Siyasi simge yada dini simge mi de demiyorum. Hangisi olursa olsun – hele ki dini bir simge olarak takıyorsa o hanfendi başörtüsünü – bir şirketin çalışanın başörtüsünü “logolu/kurumsal başörtü” haline getirme hakkı var mıdır?

    Dini yada siyasi simgenin üzerine “şirket logosu” basılır mı hiç yaw? Öyle küçük filan da değil, koca koca ve bir sürü…

    Acaba Kiler’in bayan çalışanları “ben kendi başörtümü takacağım” dediklerinde işleriyle ilgili herhangi bir sıkıntıya düşüyorlar mı?

    Başörtüsü, şirketin çalışanına zorlayabileceği bir çalışma kıyafeti olabilir mi?

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 1:53 am on 22 June 2009 Permalink | Reply  

    Hayırlısı Olsun! 

    Sonucunun olumlu olmasını istediğiniz her işte hep “hayırlısı neyse o olsun” derler. Sonu kötü gelecekse hiç başlamasın, yakınından – kıyısından geçmesin derler.
    İyilik getirecekse olsun ki üzülmeyesin. Yada olmamışsa -hele ki olması istenen bir gönül işiyse- çok üzülmemenin bahanesi de hazırdır; hayırlısı o değilmiş demek ki!

    Moralim çok bozuldu diye çıkmış olduğum bir seyahat dönüşü sabah namazı kılıp Allah’a dua etmiştim. Belki dua değil de ısrarlı bir dilek desek daha doğru olur. (dini gönül işlerine alet etmek böyle bir şey olsa gerek (:  tövbe tövbe…  (:   )

    “Allahım artık yoruldum, hayırlısı kimse, kim ise artık o insan çıkar karşıma” demiştim. Çok geçmeden karşıma birisini çıkardı. Ama istek sonrası onay mesajı, hatta mesajımın iletildiğine dair iletildi raporu bile gelmezken nasıl bilebilirdim onun o hayırlı insan olduğunu?

    Zaten onu gördüğümde aklımda ne ettiğim dua vardı ne de “hayır” düşüncesi…

    Aradan aylar geçti, bende ki tüm duygular artarak devam etti… Allah’tan istediğim aklıma geldi, ama mesajıma ek yapmak istiyorum şimdi; “Allahım, hayırlısı ‘o’ olsun”.

     
    • Mert Boranza 4:38 pm on 2 Şubat 2010 Permalink

      şartlı bir dua gibi abi senin ki:)
      ben şöyle düşünüyorum: en hayırsız olarak algıladığımız bir iş bile Allah’ın izniyle en hayırlısı olabilir
      yada bir şeyin olmasını çok istiyorsak, Rabbim duamızı kabul eder ama, bu dua kabul olduktan sonra daha zor sıkıntılar karşımıza çıkabilir. onun için Allah’ım nolur o olsun, onu bana nasip eyle dememek lazım diye düşünüyorum, çünkü duamız kabul oldu diyelim. Allah demez mi sen dua ettin herşeye razıyım yeter ki o olsun diye, ama daha farklı sıkıntıların başımıza gelmeyeceği bi muamma tabiki

      Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz):
      “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!
      Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.
      Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!
      Bizi affet,
      bizi bağışla,
      bize acı!
      Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

  • Cemil Alpay Sünnetci 9:31 am on 28 May 2009 Permalink | Reply  

    Live Messenger Hata 81000306, Windows Vista ve Linksys WAG200 G Modem 

    Windows Vista’da bulunan “Auto Tuning Networking” özelliğinden ötürü Live Messenger hizmete bağlanamayıp 81000306 hatası veriyor.

    Bu hatayı bir çok yer komut isteminden (cmd) interface tcp set global autotuninglevel=disabled yazıp bu özelliği kapatmanızı öneriyor. Oysa Linksys’in çıkardığı son firmware güncellemesi ile modeminiz auto tuning networking’i sorunsuz kullanabilir hale geliyor.

    WAG200 için son firmwarei buraya tıklayarak indirebilirsiniz. Muhtemelen diğer Linksys modemleri içinde güncellenmiş firmware http://www-tr.linksys.com adresinde bulunmaktadır.

    // Eğer üstteki komutu kullanarak auto tuning network özelliğini kapattıysanız netsh interface tcp set global autotuninglevel=normal komutuyla tekrar geri açabilirsiniz.

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 10:10 pm on 27 April 2009 Permalink | Reply  

    Türkiye yazılım ülkesi olacak… 

    Şuncacık yaşımın büyük bir bölümünde ve Türk bilişim sektörüyle ilgili geçirdiğim zamanın tamamında hep birileri Türkiye’yi yazılım fabrikası yapacaklarını söyleyip söyleyip durdu. Ben lisedeyken katıldığım yarışmalarda büyük abilerimiz ve ablalarımız açılış konuşmalarını hep “Türkiye neden bir Hindistan olmasın” diye başlatır, işte efendim işsiz ama eğitimli! genç nüfustan bahsedip sırasıyla vali, kaymakam ve emniyet müdürüne saygılarını sunup konuşmalarını bitirirlerdi…

    Geçtiğimiz hafta Microsoft’un yeni tepe ismi Steave Ballmer gelmiş Türkiye’ye… Ve yine aynı laf; “Türkiye’yi yazılım merkezi yapmak için çalışacağız”.

    Benim yukarıda bahsettiğim konuşmaların üzerinden aşağı yukarı 8 sene geçti. Ki hele bir zamanlar Türkiye’nin silikon vadisi Yalova vardı (e-yalova) - o zamanlar tekno-emlakçı-vergiden kurtul-yangel yat kentler kurulmamıştı -, orada yazılım-donanım firmaları kurulacak, istihdam sağlanacak falan filandı…

    Sahi ne oldu Yalovaya?

    // Tesadüf müdür, ilahi mesaj mıdır bilmiyorum ama az önce sallandık galiba (:

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 2:39 am on 28 March 2009 Permalink | Reply  

    Tango, Ataerkil aile yapısı ve Türkler 

    Bugün otaokuldan beri beni dinlemekten bıkmayan arkadaşım Pelin ile tango dersine başladık… İkimiz içinde enteresan bir deneyim oldu (:  Konuya girmeden hemen değineyim, tango oldukça zevkli bir şeye benziyor, yoruyor, terletiyor ama eğlendiriyor. Tüm olay erkekler için hissettirmek, kadınlar içinse hissetmekten geçiyor. Bunu becerebilen çiftler ayaklara basmadan önce yürümeye, sonra figürler yapmaya başlıyor…

    Herneyse, biz tangonun günlük sosyal ilişkilerimizde ki yansımasına bakalım şimdi (:

    Tangoda dansı yöneten erkekmiş, nereye yönelineceği, ne kadar gidileceği vs. hep erkek tarafından alınan kararlarla oluyor. arada sırada bazı boşluklarda bayanın kendi hareketlerine izin var… O kadar “modern” gözüken dans tamamen bir ataerkil yapıya sahip :)

    Bunun yanında bir de “omuzları düşür, öne doğru eğil” durumu varki erkekler için, haydi külhanbeyi olalım diyesi geliyor insanın içinden (:

    Bunlara alışmak zaman alsa da tango güzel şey… :)

     
  • Cemil Alpay Sünnetci 2:26 am on 28 March 2009 Permalink | Reply  

    Vodafone’un Ücretsiz iPhone Kampanyası 

    Bu haftanın başında enteresan bir olay yaşadım…

    Vodafone telefon etti, iphone kampanyamız filan diye söze başladı. Ben de yok ilgilenmiyorum filan diyordum ki telefondaki hanfendi çok içten birşekilde “ama bir saniye” dedi ve onu dinlemeye devam ettim.

    Uzun yıllardır vodafone abonesi olduğumu ve aylık fatura bedelimin 90 liralara yakın olduğunu, 12 ay boyunca 99 liralık fatura gelmesini tahahhüt edersem ücretsiz iphone 3G 16 Gb vereceklerini söyledi. Biraz düşüneceğimi söyleyip telefonu kapattım.

    Küçük bir araştırma yaptım ama herhangi bir kampanya bilgisi bulamadım. Sonra Vodafonu’u arayıp durumu anlattım ve bana partner firmalarından birisinin böyle bir kampanya düzenlediğini söylediler. Bunun üzerine 0542 444 14 14 nolu telefonu arayıp tekliflerini kabul ettiğimi söyledim.

    Ve bugün iphone’um geldi…

    Vodafone’u bu kampanyası için tebrik edip insanlara duyurasım geldi (:

    Darısı Turkcellilerin başına… (:

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel