Aşka Kalmak
Ben aşık oldum, sevdim. Ne bileyim, tarif edemedim, tutuldum, aşka kaldım. Sevdi sandım, öyle söyledi, inandım. Kapıldım, düşündüm, kurdum. Öyle saplanıp durdum.
Sonra boşver, yok öyle birşey, bir zamanlar öyle sandım dedi. Yıktı geçti. İnanmadım tabi, nasıl inanırsın ki? Dünyaların güzeli, dünyaların iyisi. En becerikli, en seksisi…
Beklemeye devam ettim, dönecek dedim.
Bir gece döndü sandım, seviyormuş yine beni. Sevindim. Öptüm, sardım, sarmaladım. Eksiğim tamamlanmış, dünyanın en güçlüsü ben sandım. O da sevdi, başka bi dünyadayım senle dedi. İnandım.
Bir gün geçti yine yanılmış kendi. Yapma dedi, ne olur yapma! Tutma elimi. Ben tuttukça suçlu hissedecek kendini. Korkacak, yanacak çünkü aşk cehennemimde! Oysa o yüksek geceler sonrası cennetinde. Batar, rahat yatağı yok, tahta bir döşek, o da kül olacak, zaman asgari.
Ne horoz ötsün, ne baykuş görsün. Seveceksek birbirimizi tenha olsun. Yalnız ikimiz ama sade bende kalsın.
Görüyor musunuz engesizliği? Eskiler aşk, yeniler aptallık diyor. Dönüşen nesilde saflık kalıyor.
Birde arkasına sığınıyor kaza yapmışların, korkarım diyor, uçarken yüksekten, sesleniyor içi boş sevgisinden, 70lerin parçalarından, aşkın notalarından.
Tıka be kulaklarını artık, görme, konuşma, hisettme. Boşver de, inanmıyorum de! Yalancıysan gelme, korkuyorsan gelme, bilmiyorsan söyle! Tekrar değil, galadır bu gösterim. Kandırma, ne kendini ne beni. İnanıyorsan doğru söyle.
Ne benim cehennemim ne senin cennetin var gerçek dünyada. Bize biçilen beyazlar ve ardından hak ettiklerimiz, yaptıklarımız, ahlarımız, vahlarımız.
İnanıyorsan hissettiğini söyle!
Ne beni kandır, ne benliğini!
Şimdi ne var bunda diyebilirsiniz. Bunda var olan şey şu; mekan hala eski mekan. Tüm Davidoff konsepti aynen korunuyor. Bu konseptin üzerine sarı renkte afişler ve bir miktar Türk bayrağı eklenmiş.
Mert Boranza 12:24 am on 10 Ocak 2010 Permalink
ya severek ayrılanlar napsın, dayanmaya çalışıyorum bu badireler de geçer inşAllah